Sahibinden.com Teknik Gezi

İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Kulübü olarak 12 Mayıs 2016 Perşembe günü 14.00’da çalışma ortamlarında olmak üzere Sahibinden.com‘a bir teknik gezi düzenledik. Uzunçayır metrobüs durağının metro çıkışında buluştuk, Kartal metrosu ile Ünalan durağından Bostancı durağına kadar yolculuğumuzu gerçekleştirdik. Kalan kısmı Bostancı Sanayi Sitesi içerisinden yürüyerek tamamladık.

Kadıköy-Kartal Metro Hattı ve İstanbul Metrobüs Hattı

Kadıköy-Kartal Metro Hattı ve İstanbul Metrobüs Hattı

Bina girişinde kimliklerimiz alındı asansör kartı verildi, üzerimizdeki metal eşyalar kontrol edildi -ki hepimiz deli gibi metal detektöründe öttük fakat hangi birimizi kontrol edeceğini şaşırdığından hepimizi geçirdi-.

Sahibinden.com Bostancı Ofisi

Sahibinden.com Bostancı Ofisi

Aşağı kata inmek için yukarı çıktık. Biraz daha açmam gerekirse; önce 2. katta danışmaya geldiğimizi bildirdik, ardından adını öğrenemediğim bir çalışan bizleri karşıladı ve aşağı indirdi, orada da İK’dan Serpil Sönmez bizleri karşıladı.

Sahibinden.com Bostancı Ofisi

Sahibinden.com Bostancı Ofisi

Danışmada bir şey dikkatimi çekti. Ofisleri WWF tarafından yeşil ofis seçilmiş. Fakat bunu plastik ağaç kullanarak sergilemişler. Doğada yok olmayan bir maddedir plastik ve canlıların yaşam alanını yok eder, yani ödüle biraz ters düşüyor. Ama alternatif materyal düşündüğümde de aklıma daha iyisi gelmiyor.

Sahiplex WWF Yeşil Ofis

Sahiplex WWF Yeşil Ofis

Alt katta bizi zumba-plates bölümünde karşıladılar. Aynı zamanda konferans salonuymuş. Perdeler kapanıyor projeksiyon perdesi iniyor ve bütün set hazır. Çay kahve ikramıyla karşılandık, ardından yiyecek ikramı da geldi. Alışık değiliz değer görmeye, egoist hocaların üzerimize basmalarıyla yaşıyoruz. Afalladık, yedik de geldik dedi birisi de kurtardık durumu.

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Konferans Salonu&Zumba-Plates Bölümü

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Konferans Salonu&Zumba-Plates Bölümü

10Gbit veri trafiği olan ve aylık tekil ziyaretçi sayısı 35 milyon olan bir alışveriş sitesi Sahibinden.com. Türkiye’deki sıralaması google.com ve google.com.tr’yi tek sayarsak 4., yani sunumda da geçen cümleyle “İnsanlar interneti sadece sahibinden.com için kullandıkları oluyor.”. Dünyadaki alışveriş siteleri arasında ise 4. sırada. Adını hiç ama hiç duymadığım 3 site ilk sıraları paylaşıyor. Görsel eklemek isterdim ama gezi boyunca telefonu tek elime kullanıp ses tuşlarıyla çekim yaptım, hemen hepsi yamuk çıkmış, bir daha iki el kullanmadan fotoğraf çekmem.

Sahibinden.com Türkiye Sıralaması

Sahibinden.com Türkiye Sıralaması

5200 metrekare bir alana 8 departman olarak kurulmuşlar. Departmanlara küre ismini veriyorlar. Mesela mobil bölümde 8 kişi çalışıyor ve bu bölümü “Mobil Küre” diye adlandırıyorlar. Manuel Test ekibinde yine 8 kişi, Test Otomasyon ekibinde ise durmadan olabilecek senaryolar üreten 2 kişi çalışıyor.

430 çalışanın 80’i mühendis küresinde. Yanlış anlamadıysam bir de mühendis küresinde 6+ yılı doldurup teknik devam etmek isteyen Yüksek Kıdemli çalışanlar Architecture olarak ayrı bir kürede devam ediyorlar. Bu da çalışan mühendis sayısını arttırır. Her sene zaten eleman alımı artıyor.

Sahibinden.com Teknik Gezisi

Sahibinden.com Teknik Gezisi

Kariyerde bir zıplama etkisi yaratan Sahibinden.com’da Staj olayını ‘Trambolin’ olarak adlandırıyorlar. Her sene 1 Mart-31 Mart tarihleri arasında başvuruları alıp Haziran ayında Trambolin programını başlatıyorlar. 3 ay süren staj süresince 3 yıllık eğitim verdiklerini iddia ediyorlar, Java’dan php’ye kodlama dersleri veriliyor. Bu sene aldıkları karar ile yalnız 4. sınıfları Trambolin programına dahil etmeye karar vermişler. Yani ya Haziran ayında 3. sınıfı bitirip 4. sınıfa başlayacaklar ya da Haziran ayında mezun olacakları alıyorlar. Bunu nedeni olarak da geçmiş senelerde 1 2 ve 3. sınıf öğrencileriyle çalışmışlar fakat dersler ilk senelerde iş hayatının önüne geçtiği için ve sahibinden.com’un da ilk önceliğinin stajyerlerinin okul hayatı olduğu için yeterli verim alamamışlar. Aynı zamanda staj sonunda masaya oturulup gelecek planlaması yapılırken de belli bir yol çizilemiyormuş. Haksız da değiller, 4. sınıf olmadan dersler rahatlamıyor, iş hayatı okulun önüne geçemiyor. Kariyer planlama desen önündeki 2 3 sene boyunca okul okuyorsun nasıl iş için bir plan oluşturulacak?

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Çalışma Ortamı

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Çalışma Ortamı

Google Kampüs’ün anlatıldığı, hatta Google’da stajın anlatıldığı bazı filmler mevcut. Google’da çalışma ortamını bizlere açıkça gösteren. İşte aynı ortam burada da var. 2 yıldır üst üste -bu yılkini bizim ziyaret günümüzden bir gün önce almışlar- Great Place To Work ödülüne layık görülüyorlar. Zaten iki cephesinde de ünlü oyuncuların sahne aldığı bir tiyatro mevcut, nasıl bu ödüle layık görülmesinler ki? 🙂 (bkz. inşaat makineleri ve Türklerin ilgisi)

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Manzarası

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Manzarası

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Manzarası

Sahibinden.com Bostancı Ofisi Manzarası

Kıyafet zorunluluğu sahada değilseniz yok, sadece yazın parmak arası terlikle gelmemeyi tavsiye ediyorlar 🙂 Sahada olmaktan kastım ise özellikle galerilerle uzun dönem çalışmak için görüşmeler gerçekleştiriliyor ve kale alınmak için de günlük tıraş ile takım elbise gerekiyor. Aynı zamanda piyasada oldukça fazla sahtekarlar mevcutmuş ve sahibinden.com’dan olduklarına inandırmak için arabaya bastırılan stickerlar ile pahalı araba&takım elbise de gerekiyormuş.

Spor alanında da oldukça destekçiler, Playstation odaları bulunmakta. Kafası sıkılan gidip maç yapabiliyor ve yapıyorlar da. Yelken takımları ülkede belirli bir seviyede ve yarışmalara katılıyor. Masa tenisi, basketbol sahası Bostancı Ofisinde bulunmakta. Hafta içi 3 gün Antrenör eşliğinde Gym mevcut, geriye kalan günler de açık tabi. Bu bahsettiklerim binanın içinde ayrı bir yerde kartla girilen anlaşmalı bir salon değil. Hepsi ofisin içinde ve çalışma alanlarının yanında. Yani gerçek anlamda yanında, 5 metre uzaklıktalar. Hatta sabahları açılmak için kullandıkları 500 metrelik bir jogging alanları da bulunmakta.

Mutlu çalışanın müşteriyi daha fazla mutlu ettiği ve maddi olarak daha fazla kazanç sağladığını araştırmalarla kanıtlamışlar ve şirket olarak ilke edinmişler. Çalışanların mutlu olması için her türlü imkan sağlanıyor, bu da geriye verimlilik olarak dönüyor.

Yazdıkça geçmiş paragraflara ekleme yapma ihtiyacı duyuyorum, bu yüzden sanırsam burada keseceğim. Bakalım, seneye -sınıfınız tutmasa da- mutlaka başvurun dedi Serpil Hanım, göreceğiz neler olacak.

Bilfest’16 Sertifikaları

Açıkçası “uluslararası geçerlilik” kelimesinden ne bekliyordum ben de bilmiyorum. Sonuçta önümüzde bilgisayarların bile açık olmadığı bir etkinlikten sağlam bir sertifika beklemek olmazdı. Sadece kulüp başkanı Emre’nin biraz fazla pohpohladığı ve pazarlama politikası olarak adını “uluslararası geçerlilikte” diye tanıttığı 2 farklı katılım sertifikasına sahip oldum.

İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Kulübü Bilfest'16 Katılım Sertifikası

İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Kulübü Bilfest’16 Katılım Sertifikası

Bilge Adam Seminer Katılım Sertifikası

Bilge Adam Seminer Katılım Sertifikası

Bilfest’16 / 3. Gün 27 Kasım 2015

Bilfest'16

Bilfest’16

IBM Bluemix ile devam ettik. Azure üzerine IBM cephesindeki versiyonuydu diyebiliriz. Uygulamalı bir eğitim oldu. Özkan Altuner sunumunda hepsine yer verdi, Susame Street bile vardı. Sunum bitimi Bluemix kodları dağıtıldı.

IBM Bluemix - Özkan Altuner

IBM Bluemix – Özkan Altuner

Sırada beni en çok etkileyen sunumlardan Ali Boyraz’ın verdiği sunum vardı. Kuveyt Türk’ün ismini geçirmiyorum çünkü marka odaklı değil de biz odaklı bir sunum gerçekleştirdi. Sektörden oldukça bahsetti. Mobil uygulama örneklerini parasal açıdan değerlendirdi. Sektörün hem çok büyük hem de çok küçük olduğunu farkına varmamı sağladı. Yazılım mutfaktaki fırının saatine kadar artık her yerde olmasına rağmen bugün bir projede beraber çalıştığımız iş arkadaşını yarın illaki farklı bir projede yanyana görebiliyoruz, işte bu kadar da küçük bir sektör. Kendisi bize katıldığımız her sunum, sempozyum, forum ne varsa hepsindeki sunucuları taciz etmemizi önerdi. Twitter’dan LinkedIn’den her yerden edin bir şeyler kapın dedi. Sunumun son gününde bunları demesiyle ben de kendisi dahil olmakla beraber herkesi ekledim. Kendisiyle Twitter’dan görüştük bile. Buradan da teşekkürlerimi tekrar sunuyorum.

Ali Boyraz

Ali Boyraz

Bilfest’in son konuğu Bilgisayar Mühendisleri Odası Temsilciler Kurulu’nda Koordinatör unvanına sahip olan ve Anadolu Sigorta Senior Java Devoloper’ı Fatih Çiftçi idi. BMO başvurularını da bu sunum öncesi ve sonrasında aldı. BMO kaydımı da bu vesileyle ilk sınıftan halletmiş oldum.

Fatih Çiftçi

Fatih Çiftçi

Bilfest’16 / 2. Gün 26 Kasım 2015

Bilfest'16

Bilfest’16

Microsoft’u ikinci gün büyük heyecanla bekliyorduk. Faruk Çelik bey geldi. Sunum tamamen Azure üzerineydi. Salonda Azure’u daha önce duyan kişi sayısı koca bir hiç’ti. Microsoft deyince aklımıza ilk gelen şeyin Azure olmadığında hemfikirizdir, biz de biraz afalladık. Ama yeni şeyler öğrenmenin kimseye zararı yok. Uygulamalı eğitim verdi, yılbaşından önce aktivasyon yapanlara Azure promosyonu dağıttı. Özellikle sunum sonrası dakikalarca sorularımıza cevap vermesi gerçekten çok örnek bir davranıştı. Microsoft takımına girmek için ne yapılır, staja girmek için ne yapılır, Microsoft destekli proje hazırlamak için ne yapılır gibi bir sürü soruyu cevaplandırdı.

Microsoft - Faruk Çelik

Microsoft – Faruk Çelik

Sanırsam en mükemmel sunum sıradakiydi. Ideasoft Teknoloji Çözümleri’nden Mehmet Akpınar. Herkes pür dikkat izledi ben ise artık kilitlenmiştim. Sunumu sunmasından çok sunumun içeriği dopdoluydu. “Aylık 20bin lira maaşla işe başlamak ister misiniz? Diploma ehliyet hiçbir şey istemiyoruz” diye giriş yaptı. Dişi civcivleri erkek civcivlerden ayırma işiydi. Hata payı %5 idi sanırsam, yoksa maaşı alamıyordun. Bunu makineleştirmek için yaptıkları çözümden uzun uzun bahsetti. Dünyada son 100 yıldır bilgisayar ve makineleşme ile denenmiş metodlara değindi. En sonunda kendileri yumurtadan çıkmamış civcivlere hiçbir zarar vermeden, şırınga ile yaşamsuyu çekmeden nasıl çözdüklerini anlattı.

Ardından her hafta çetelesi tutulan, fakat kağıt kalemle görevli tarafından tutulan sigara paketlerine bir yazılım geliştirdiklerinden bahsetti. Her hafta belirli bir günde sigara paketlerini sayan, hangisi bitmiş hangisi kaç tane kalmış çizelge tutan bir elemandan söz etti. Bu veriler her hafta toplanıp bölgesel olarak grafiğe dökülüp hangi bölgede hangi sigaranın daha çabuk bittiğini, hangisinin ise satılmadığını ortaya çıkarmak gerekiyormuş. Gerekli bölgelere haftada 2 sevkiyat yapılırken satılmayan bölgelere ise reklam yapmak gerektiği buradan çıkarılıyormuş. Bunu sadece bir cep uygulaması ile nasıl yaparız diye yanlış hatırlamıyorsam 2 sene süren bir projeye girmişler. Öncelikle onbinlerce sigara tezgahı fotoğrafı gerekiyormuş, bunun için de onbin farklı bakkal ve markette sigara tezgahını hem açılı hem dik bir şekilde, farklı ışıklar altında çekmek gerekiyor. Bizzat kendileri giderek işe başlamışlar fakat durumu anlattıklarında bütün dükkan sahipleri kendilerini dükkandan kovmuş. Burda efsane bir söze imza attı “Ne istediğin değil, nasıl istediğin önemlidir”, stajyerleri yollamışlar bakkallara marketlere “Biz öğrenciyiz projemiz var” dedirtmişler ve bütün fotoğrafları aylarca çekmişler. Elde onbinlerce raf görseli olduktan sonra bu görsellerdeki her bir sigara paketinin photoshop da kesilmesi kalmış. Yine stajyerler aylarca bunları kesmişler. Elde devasa bir sigara paketi fotoğrafı arşivi kalmış. Çok uzattım kısaca bitiriyorum, bunlar gerekli algoritmalara oturtulup, boş rafları boş algılayacak şekilde, alt üst raf birbirine geçmeyecek şekilde ve kısa ince uzun slim sigara paketlerini de düzgün algılayacak şekilde son rötüşler yapılıp şu anda görevli tarafından kullanılmakta. Görevli rafın fotoğrafını çekiyor ve anlık olarak bölge grafiğine ekleniyor.

İdeasoft Teknoloji Çözümleri

İdeasoft Teknoloji Çözümleri

İki dev art arda geldi, autocadhocasi Kaan Gülten. Şimdiki tanınmasıyla Webtures ve Seo Hocası kurucusu Kaan Gülten. Bomba gibi bir sunum gerçekleştirdi kendisi. Salondaki insanların oldukça uzak olduğu bir konuydu, fakat artık hepsinin bildiğinden eminim. Arkadaşlarım bu işe girmeliyiz gibi tabirler kullanıyordu en son. Eğitim kitaplarından birer adet herkese dağıttı.

SEO Kitapları

SEO Kitapları, Kaan Gülten

Sunumda Tchibo’nun her 2 haftada bir değişen ürün konseptini nasıl seoya uyarladıklarından bahsetti. Bilmeyenler için Almanya merkezli kahve firması olan Tchibo her 2 haftada bir yeni bir ürün konsepti oluşturup dükkanlarında onları satıyor. Bu hafta konu anneler günüyse onla ilgili onlarca ürün oluyor, 2 hafta sonra ise dağcılık seçilip Northface benzeri ürünler satılabiliyor. Bunu seoya uyarlamak çok zor çünkü her 2 haftada bir sıfırdan bir çalışma gerekiyor ve ilk günden başarılı olunmalı ki haftanın kalan günleri insanlar arama motorlarında ilk sırada Tchibo’yu bulsunlar. Almanya’dan firmanın 1 senelik ürün konsept listesini alıyorlar ve aylar öncesinden seo çalışmalarına başlanıyor. Günü gelen konsept için linkler direkt veriliyor ve haftanın ilk gününden liste başına tırmanıyorlar. Bunu dünyada yapan ilk seo şirketi olduklarını söyledi. Bence de oldukça ilginç bir yöntem, ve çalışıyor.

Kaan Gülten

Kaan Gülten

Sahibinden.com gelmesini bekliyorduk. Bizim yaşlarımızda birisi geldi, yani öyle gözüküyormuş. Sercan Eraslan sunumun ilk cümlesinde yaşından bahsetti, baya varmış. Sahibinden.com bünyesinde 2007’den beri çalışıyormuş. Birkaç yıldır ise Sr. Front-End Developer unvanıyla. Sunum salondakiler için oldukça ağırdı, aramızda baya kopanlar oldu, dayananlar ise bir süre sonra kopmuştu. Sahibinden.com’un Front-End ve Back-End adına her bir gelişimini içeren bir sunumdu. Daha çok sorulara ağırlık vermeye çalıştık, nasıl kuruldu, öğrenciyken kurulmuş bu site nasıl maddi destek gördü gibi. Sunum sonrası sorularımızı da cevapladı. Ayakta kapı girişinde biraz tuttuk kendisini.

Salonun ortasında gözükmekteyim

Salonun ortasında gözükmekteyim

Günü mezunlar paneliyle sonlandırdık. Daha dün bizim oturduğumuz yerde oturdukları için biraz daha samimi geçti. Erasmus’un sadece kafa dinleme dünya görmeye yaradığı başka da bir işe yaramadığını öğrendim. İkinci gün de böyle sonlandı.

Bilfest’16 / 1. Gün 25 Kasım 2015

İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Kulübü’nün de üyesi olarak katılmazsam olmazdı. Üniversitede katılacağım ilk -forum diyebileceğimiz- festivaldi. Bu arada Bilfest kısaltması da Bilişim Festivali’nden geliyor. Her yıl düzenli olarak yapılan bir etkinlik. Bir de CyberFest’imiz vardı ki o sonra artık 2016’da.

Bilfest'16

Bilfest’16

İlk olarak Turkcell Terminal Ekosistem Yöneticisi Orhan Bayram’ın konuşmasına katıldım. IoT üzerine bir sunum hazırlamıştı, kaldı ki kendisi de Turkcell’de IoT üzerine çalışıyordu. “2 ay sonra çıkacak yeni ürünümüzü gözle” demişti bir izleyiciye, “Turkcell yeni bir ürün çıkarırken pazarı nasıl oluşturuyor, veya oluşmuş pazara mı konuyor?” sorusu üzerine. 2016 başında bu ürünü ben de gözlemlemek istiyorum.

Orhan Bayram

Orhan Bayram

Kendisi AliExpress’ten oldukça fazla alışveriş yapıyor sanırsam. Bize aldığı ürünlerden oldukça örnek verdi. Bluetooth bağlantı yapılabilen speaker ve 48 farklı renkli led ampül de onlardan biriydi.

Wireless LED RGB Bluetooth Speaker Light Bulb

Wireless LED RGB Bluetooth Speaker Light Bulb

Crytek’i herkes deli gibi bekliyordu. Ortamdaki insanların hemen hepsi Crysis furyasında büyümüş, hatta çoğu sadece ismini duymuş bilgisayarları kaldırmamıştı. Ben de onlardan biriydim. Crysis 2’yi yıllar sonra açabilen bir bilgisayarım olmuştu da bitirmiştim, Crysis 3’ü ise hala oynamamış biriyim, sanırsam XBOX 360’da biraz denemiştim. Özellikle bir dostumun evindeki 3D televizyonda 3D özelliğini açıp. Bizim için o yeniliklerin atası, grafiklerde devrim, fizik motorunda devrim Crysis 1 – Turkish her şeydi. En önemlisi de TÜRKÇE’ydi. Seslendirmesine kadar.

En solda da gözükmekteyim

En solda da gözükmekteyim

Crytek - Ferhun Özkan

Crytek – Ferhun Özkan

Crytek beklediğimiz konulardan bahsetti, CryEngine’den oldukça bahsetti. En güzeli de sınırlı sayıda üretilen ve herkese verilmeyen Oculus Rift Development Kit 2 ile Crytek’in virtual reality kısa oyunlarına-filmlerine göz atacaktık, evet atacaktık diyorum çünkü Windows mavi ekran verdi ve kasayı topladılar gittiler..

Oculus Rift Development Kit 2

Oculus Rift Development Kit 2

Günün sonunda İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü’nde 1. 2. ve 3. sınıfı tamamlayıp sonradan kendine gelerek 4. sınıfta bu metrobüs olmayan yolu(o zamanlarda tabi) çekemeyeceğini farkedip Yıldız Teknik Üniversitesi’nde eğitimini bitiren Gökhan Akın’ın konuşmasına konuk olduk. Kendisi bir eğitimci, İTÜ’de akademisyen. İTÜ’ye ilk girdiğimde -bir elin parmaklarını geçmeyecek bir sayı- kadar bilgisayar vardı şimdi ise -çok sayı- kadar var demişti.

Kendisi birçok eğitim veriyor, anladığım kadarıyla ağ üzerine her şeyde uzman. Dünyada sayılı insanın sahip olduğu ağ sertifikalarına sahip. Norveç’te girmiş sınava yanlış hatırlamıyorsam, insanı ne kadar zorladıklarından bahsetmişti. 2. katılımda kazanmış. Her seferinde de konaklama dahil 5000 pound gibi paralar gittiğinden bahsetmişti.

Aydın’da gerçekleşecek AB2016 etkinliğine davet etti, inşallah diyelim Ocak ayını bekleyelim.

 

Gökhan Akın

Gökhan Akın

Left 4 Dead: Ölmek için kalanlar, Ölümüne kalacaklar, Kaldılar çünkü ölecekler..

Left 4 Dead bildiğiniz üzere zombi kesme-biçme oyunu. Cümle de zaten zombili bir oyuna verilebilecek çok güzel bir isim. Çok fazla anlam çıkarılabiliyor ve hepsiyle zombiler arasında bağlantı kurulabiliyor.

Oyunu özet geçmem gerekirse -ki iki oyunun da konusu aynı-; hastalık kapmamış 4 kişi şehir karantinaya alınırken şehirde unutuluyor. Bu kişiler de oyunun senaryo moduyla varlıklarını duyurmaya ve şehirden kaçmaya çalışıyorlar.

Peki oyuna adını veren ‘Left For Dead’ ne demek?

Oyunu oynamadığım zamanlarda bile ismini gördüğümde üzerinde bir an düşünürdüm. Üzerinde araştırma yapıp bir yazı hazırlamak bugüneymiş. İnternette bunun üzerine yabancı sayfalarda yığınla soru var fakat kimse düzgün cevaplayamamış. Belki ben bu ismin gizemini çözerim.

Cümle ile ilgili ilk teori ‘Left for dead’in sözlük çevirisi;

“They were left to die.”

Ölüme terk edildiler gibi Türkçeleştirilebilir. Yani onlar için hiçbir umut yok, ölüme terk edildiler.

Diğer biri;

“It was assumed they were dead by then.”

Öldükleri sanıldı gibi Türkçeleştirilebilir. Hastalık kapıp zombiye dönüştükleri sanıldığı için geride bırakıldılar, ölüme terk edildiler.

Son teori ise;

“They were left there on purpose so they would die.”

 

Yani orada ölüme terk edildiler ve amaçları uğrunda ölebilirler.

COCA adlı hikayede kullanıldığı paragraf ise;

Left for dead by a busy road, Susan managed to get a ride to a police station where she insisted she be brought to the Nairobi Women’s Hospital.

Pueschel, just 11-years-old, was beaten, stabbed and left for dead, but he lived to testify against Reginald and Gerry Mahaffe.

… a young man in Los Angeles was robbed, shot, left for dead, but he lived because a bullet was stopped by a radio in his pocket.

Yani ölüme terk edildi anlamında kullanılmış.

Ne kadar zorlarsak zorlayalım ‘Left for dead’ ilk okunduğu anda karamsarlık, terk edilmişlik ve umutsuzluğu hissettirse de içinde yaşama umudunu barındırıyor.

Ghetto Gospel

Tupac hayranı olarak kendime yeni konu olarak bu mükemmel şarkının analizini seçtim. Şarkının analizi lyrics çevirisi ve bazı ayrıntılar ile sınırlı kalırken klibi hakkında -gereksiz bulduğum- uzun bir analiz bulunmakta. İsteyenler için: Danielle Noah

Single by 2Pac featuring Elton John
from the album Loyal to the Game & Best of 2Pac Part 2 – Life
ÇIKIŞ TARİHİ January 21, 2005
Format CD single, digital download
TÜRÜ Hip hop, gangsta rap
UZUNLUĞU 3:58
YAZARLAR Tupac Shakur, Elton John, Bernie Taupin
YAPIMCILAR Eminem

Şarkı 2Pac’tan Amerika’nın en kenar mahallerindeki zorla veya bilinçsizce gangster olan/oldurulan siyahi çocuklara ve gençlere yazılmıştır. Ülkemizdeki sırf kanı Kürt diye dağa çıkarılan veya akıllarına girilen doğu köyleri durumu gayet iyi özetliyor kanımca.

‘ghetto’ kelime anlamıyla yoksul/azınlık gibi anlamlara gelir, burada ise doğrudan ırkçılığa maruz kalan zenci kesimi kastediyor Tupac. ‘gospel’ ise sözlük anlamı incil veya tanrının sözü olarak çevrilir, şarkıda kullanılan anlamı ise kesin doğru sözler diye Türkçeye çevrilebilir.

Şarkı posthumous(ölümünden sonra piyasaya sürülen) albüm olan Loyal to the Game (2004) ve greatest hits(en iyi eserler) albümü olan Best of 2Pac (2007) ‘ta yer almıştır. 1992’deki bir röportajında Tupac şarkıdan bahsetmiştir. 2Pac’ın ölmeden önce 4 verse(bölüm) olarak yazdığı ve kaydına girdiği şarkıdan 2 verse kesip, Elton John – Indian Sunset (1971) ‘ten bir dörtlüğü chorus(nakarat) olarak kullanarak Eminem 2005’te ilk defa piyasaya sürmüştür. 2Pac hayranları ise sesiyle oynandığı ve silinen verses yüzünden tepki göstermiştir. Ama yine de şarkı İngiltere, Avustralya ve İrlanda’da zirveye çıkmıştır.

Ghetto Gospel (feat. Elton John)

Uhh,
Hit them with a little ghetto gospel

[Chorus – Elton John:]
Those who wish to follow me (my ghetto gospel)
I welcome with my hands
And the red sun sinks at last into the hills of gold
And peace to this young warrior without the sound of guns

[2Pac]
If I could recollect before my hood days
I’d sit and reminisce, thinking of bliss of the good days
I stop and stare at the younger, my heart goes to ’em
They tested, it was stress that they under
And nowadays things changed
Everyone’s ashamed to the youth cause the truth looks strange
And for me it’s reversed, we left them a world that’s cursed, and it hurts
’cause any day they’ll push the button
and you all condemned like Malcolm X and Bobby Hutton, died for nothing
Don’t them let me get teary, the world looks dreary
but when you wipe your eyes, see it clearly
there’s no need for you to fear me
if you take your time to hear me, maybe you can learn to cheer me
it ain’t about black or white, cause we’re human
I hope we see the light before its ruined
my ghetto gospel

[Chorus – Elton John]

[2Pac]
Tell me do you see that old lady ain’t it sad
Living out a bag, but she’s glad for the little things she has
And over there there’s a lady, crack got her crazy
Guess she’s given birth to a baby
I don’t trip and let it fade me, from outta the frying pan
We jump into another form of slavery
Even now I get discouraged
Wonder if they take it all back while I still keep the courage
I refuse to be a role model
I set goals, take control, drink out my own bottles
I make mistakes, I learn from everyone
And when it’s said and done
I bet this Brother be a better one
If I upset you, don’t stress
Never forget, that God hasn’t finished with me yet
I feel his hand on my brain
When I write rhymes, I go blind, and let the lord do his thang
But am I less holy
’cause I choose to puff a blunt and drink a beer with my homies
Before we find world peace
We gotta find peace and end the war on the streets
My ghetto gospel

[Chorus – Elton John]

[2Pac]
Lord can you hear me speak!!
To pay the price of being hell bound…

Türkçe Çeviri

Elton John’un orjinal sözlerinde “Peace to this young warrior, comes with a bullet hole.” olan bölüm şarkının devamındaki “without the sound of guns” ile değiştirilmiştir.

Klibin sonunda annesi Afeni Shakur’dan bir söz alıntılanmıştır:

Remember to keep yourself alive, there is nothing more important than that. -Afeni Shakur

Şarkının orjinali ise bundan 2 yıl sonra sürülmüştür. 3.-4. verses ve daha hızlı bir tempoya sahiptir ve Elton John chorus yoktur. Uzunluğu 4 dakika 30 saniyedir ve yapımcısı ilk iki albümünün yapımcısı olan Big D The Impossible’dır.

Ghetto Gospel (1992 Original)
(Verse 1)
If I could recollect before my hood days
I’d sit, reminisce in bliss on the good days
I stop and stare at the younger
my heart goes to ’em
they tested, it was stressed that they under
we never realy went through that
because we was born B.C. – you and me before crack
And nowadays things changed
everyone’s ashamed to the youth cause the truth look strange
and for me it’s reverse
we left them a world that’s cursed and it hurts
cause anyday they’ll push the button
and y’all condemned like Malcolm X and Boby Hutton died for nuthin’
Don’t ’em let me get teary
the world looks dreary
But when you wipe your eyes, see it clearly
there is no need for you to fear me
If you take the time to hear me
maybe you can learn to cheer me
It ain’t about black or white cause we’re human
I hope we’ll see the light before it’s ruined
My Ghetto Gospel

Chorus:
(woman singing)
it’s ok, it’s ok, it’s ok
(2Pac over chorus)
yeah, my ghetto gospel
(Man talking)
(woman singing)
it’s ok, it’s ok, it’s ok

(Verse 2)
Tell me do you see that old lady ain’t it sad
livin’ out of bags but she’s glad for the little things she has
and over there there’s a lady, crack got her crazy, well guess she’s givin’ birth to a baby!
I don’t trip to let ’em fade me
from outta the frying pan we jump into another form of slavery
and even now I get discouraged
I wonder if they take it all back will I still keep the courage?
I refuse to be a role model
I say ghost take control drink out my own bottle (yeah)
I make mistakes but learn from everyone
and when it’s said and done
I bet this brotha will be a better one
If I upset you, don’t stress and never forget that God isn’t finsh with me yet
I feel his hand on my brains when I write rhymes I go blind and let the Lord do his thing
But am I any less holy?
I choose to puff a blunt and drink a beer with my homies
(and this is not world peace, we tried and failed) and there is war on the streets!
My Ghetto Gospel

Chorus

(Verse 3)
I remember grandma’s hands used to hold me, mold me, I never forget the things she told me
Brotha’s a butt and played the big shot, cause you know
grannys are the only thing that little killer kids got
Moms work and papa’s burried
she dropped me over grannys house
Bless her heart cause she worry
and ghetto grannys are like books, we got so many crooks cause so many gannys gettin’ shook
and gettin dropped in the nursing home
And times is hard and even worst alone
and how could you be so cold
you’ll get your turn as soon as you turn old
All they ask of every person
they try to figure out what’s on the mind of a brotha when he’s cursing
9 out of 10 you’ll find the problems, time to take a listen and see what you could do to solve them
Cause everybody needs a little help on the way to relying on oneself
So think about it… why Tupac hit cha, hit cha with a little ghetto gospel
My Ghetto Gospel

Chrous

(Verse 4)
I wake up stone cold gangsta maine
do you gave me ghetto gospel, I thank you man
used to roll in the back and do drugs a lot
now I’m bangin’ these tracks, slanging rhymes I got
In this world of greed tryin’ to succeed on my beliefs
now I lay me down to sleep
Lord can you hear me speak?
Can you forgive me for my sins?
If I had it all to do again, I’d still play to win
I hope the lord can understand me
A man’s gotta do what he can for his family
and pay the price of being hellbound
But I ratha see hell later than see hell now
and the devil ain’t gt nothing on the president, cut back and keep us strapped in our residence and be like animals in cages
we can rant and rave about slavery for ages
or we can start making positive and hit ’em with a little ghetto gospel
My Ghetto Gospel

Chorus

it’s ok, its ok, it’s ok
(my ghetto gospel)
it’s ok, it’s ok, it’s ok
(my ghetto gospel)
it’s ok, it’s ok, it’s ok
(my ghetto gospel)
it’s ok, it’s ok, it’s ok
(fades)

Ayrıca şarkının featuring Biggie versiyonu da vardır. Gerçekten kayıt yapılmış mı montaj mı bilgi bulunmuyor ama yıl itibariyle bu mümkün gibi gözüküyor.

EUREKA!

Bir karikatürde karşılaştığım EUREKA! ünlemi üzerine bazı araştırmalar yaptım ve gerçekten çok farklı konulardan anlamlar taşıdığını buldum. Ve yazımda size her bir anlamı üzerine bilgiler vereceğim, aydınlanacaksınız!

Buldum demişken eureka; Eski Yunanca bir kelimedir ve Türkçe karşılığı ‘buldum’dur. Peki ünlem kalıbını nasıl almıştır? Gelin bir kaç alıntı ile açıklayayım;

…Arşimet’e atfedilen ünlü bir ünlemdir. Söylentiye göre şekilsiz bir cismin haciminin, suya battığı anda su hacmindeki değişikliği bularak bulunabileceğini keşfettiğinde banyodan çıplak bir şekilde sokağa fırlamış ve sokaklarda koşarken bu ünlem sözcüğünü haykırmıştır. Sözcük “(Onu) buldum!” benzeri bir anlama sahiptir. Bunun sonucu “Eureka!” bir keşfi kutlarken kullanılan bir ünlem halini almıştır…

-Vikipedia

Böyle bilimsel bir açıklama ardından hakiki Türk tanımlarını da abilerimizden alıntı yapmadan geçemeyeceğim;

kafada ampül yanma efekti…

 

arşimetin cıbılken aklına gelen ilk sözcük

 

archiemedes ‘in suyun kaldırma kuvveti gibi olağanüstü bir buluş yaptıktan sonra sarfettiği gayet sade ve mütevazi kelime yani ” buldum ”…
çok mütevazi ve kalender adammış vesselam…

 

arşimed abimizin hamamda gusül abdesti alırken hamamtası ile tarihe geçtiğini haykıran kelime
anlamı: ”buldum”.

Beni düşündüren ayrı bir yorum da banyoda bulmadığı, yani sokağa da çıplak çıkmadığı üzerinedir, ama yazımdaki baştan savmalık ve ifade sorunları da sallamasyon olduğunu düşündürmüyor değil;

arşimed banyo yaparken bulmamıştır. onların o zamanki kültüründe banyo yapmak zaten şeytan işiymiş. herkesin banyo yapmaya hakkı yokmuş.ki; krallarıda hayatında sadece 3 kez banyo yapmış.
insan mikroptan ölür be.

Ve başka bir yazar da bbc belgeselinden izlediklerini aktarmış;

bbc human mind belgeselinde gösterildiği üzere bu anlarda beyindeki aktivite 0.5 saniye boyunca önemli bir artış gösterir.bu zamanlarda beynin içinde nöronlar arasında yeni yollar oluşturulur ve bu geniş kavrayış her türlü yaratıcılık(bilimsel,sanatsal vs) için gerekli olan yegane nedendir

Ve ilginçtir ki böylesine kalıplaşmış, bilimsel bir ünlem ifadesi olmuş sözcük Tefal’in tencere setine model adı olmuş;

Tabii ki de halkımız bunun da sanal ortamda makarasını yapmış;

tefal in tencere setidir. ayrıca cok pratik, cok kullanıslıdır. teflon kaplamadır. sapları ayrıdır. icice gecirerek yer kaplama problemine pratik cozum sunar. hangi olcude tencereyi secerseniz secin, aynı tutacak * cozumu sunar. temizligi de oldukca kolaydır.

 

tefal’in “en kolay kullanımlı” olduğunu iddia ettiği tava seti.

tava lan bu? ne kadar zor olabiliyo ki zaten?

Ve tabii ki de sadece tencere tava modeli ile kalmayıp bir süpürge markası olarak bile kullanımda;

Ayrıca California eyaletinin bir şehridir;

en yakın büyük şehirler san francisco ve sacramentoya 5 saat uzaklıkta, redwood curtain diye anılan çizginin kuzeyinde humboldt county’de, büyük okyanusun kıyısında yaklaşık 30,000 nüfuslu bir şehir. havası sürekli sisli, pusludur. insanlar iyidir ama mekan sıkıcıdır.

 

Bu ifade, ünlü ve önemli bir olay olan 1848’de Sutter’s Mill yakınlarında altının bulunmasına atfen Kaliforniya eyaletinin mottosu olmuştur.

-Vikipedia

Müzik sektöründe de şarkılara albümlere isim verdiği olmuş;

jim o rourke’un 99 çıkışlı inanılmaz güzellikte ve sakinlikteki pop melodileriyle süslü albümünün adı.

her zaman ne yaparsa yapsın dinleyicisine şaşırtan jim o’rourke bu albümüyle de şaşırtmaya devam etmiştir. herhalde şu ana kadar yaptığı en şaşırtıcı albüm dersek yanlış olmaz. albümün genelinde hakim olan melodik-pop havasında yakalanmış mainstreamliğin altında derin bir ironi ve belki birazda sapıklık hakim.
albümün kapağına bakıldığında bir oyuncak tavşanla cinsel organını kapamaya çalışan çıplak bir adam illustrasyonu ile size bunu zaten selam eder.

bu mainstream melodik pop müziğinin dalga geçildiği bu albümde o’rourke’un inanılmaz bir ses ustası olduğunu ve neden müzik dünyasında “harika çocuk” lakabını aldığını kavramak mümkün. resmen bütün klişeleşmiş pop müzik sounduyla dalga geçercesine bu soundu yok etmiştir o’rourke. bunu albümün dördüncü parçası olan through the night softly adlı parça’da pink floyd’un great gig in the big sky tarzında saksafon solosu ve vokallerinden tutunda, burt bacharach/hal david’in parçası olan something big’in yapılmış, en cheesy salsa ritimlerinin hakim olduğu bu cover parçada bu ritimlerin bozulup, yokedilip daha sonra bir araya getirilmesinde görebiliriz.

bu naif çoşkunun, yaratıcılık ve klasik pop müzik klişelerinin yok edilmesinin bir araya geldiği, jim o’rourke’un dehasını kanıtladığı bir albümdür eureka.
bu deneysel deconstructivist albüm müzik hastalarının arşivlerinde mutlaka bulunması gerekmektedir.

 

jim o’rourke’un eureka adlı albümüne isimini veren yedinci parçadır.

 

demir demirkan’ın ateş yağmurunda çırılçıplak albümündeki çok güzel bir enstrumental bir parçadır kendileri.

 

ayrıca inanılmaz iyi bir arch enemy şarkısıdır.

Sonu gelmez adlandırmalardan bir konferans da nasibini almış;

roosevelt, churchill ve stalin´in katılımıyla yapılan tahran konferansı´nın şifre adı…

Ve tabii ki de bir de filmimiz var, 1983;

nicholas roegin yönettiği ve gene hackman, theresa russell, mickey rourke ve joe pescinin rol aldığı 1983 yapımlı bir film. gene abi deli gibi altın bulur allahın karlı dağlarında ama bu ona ruh sağlığını kaybettirir; gider bi ada alır kendine. joe abi de bu adada bi kumarhane açmak istemektedir. olaylar gelişir
başlangıcındaki bir altın arayıcısının kendisini öldürmesi sahnesi son derece mide bulandırıcı

Aynı zamanda 2006-2012 yıllarında 5 sezon Amerika’da yayınlanmış bir dizinin adıdır.

Bitmek tükenmek bilmeyen adlandırmalardan biri de bir ayaklanma bölgesi;

3 aralık 1854 tarihinde, avustralya’da ingiliz kralına karşı başlayan ilk ve tek ayaklanmanın yapıldığı bölge. ayaklanma eureka blockade olarak isimlendirilmiştir. avustralya topraklarında çok kısa süre varolan tek cumhuriyetin kuruluşu bu ayaklanma ile başlamıştır. ve kısa sürede ayaklanma da cumhuriyet te kraliyet askerleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştır. ayaklanmanın sembolü ve kısacık ömürlü cumhuriyetin bayrağı, güney haçından esinlemiştir. bu bayrak bugün bile cumhuriyet yanlılarınca sembol olarak kullanılmaktadır. orjinal bayrak bir müzede korunmaktadır.
son yapılan referandumda cumhuriyet yanlısı %49 oy çıkmıştır ve kraliyet yanlılarının oylarıyla kraliyet yönetimine tabi olmaya devam kararı çıkmıştır.

Ve dünya çapında bir kuruluştur;

avrupa ülkelerindeki endüstri ve araştırma kuruluşlarının dünya pazarlarındaki rekabet gücünü artıracak ileri teknolojilerin, ürünlerin ve hizmetlerin araştırılması ve geliştirilmesini, ülkeler-arası ortak projeler oluşturulmasını ve yürütülmesini teşvik etmek için 1985’te türkiye’nin de içinde bulunduğu 19 avrupa ülkesi ve avrupa birliği’nin kurduğu uluslararası bir kurumdur.. 1985’te başlatılan eureka, avrupa’da arge işbirliğinin çehresini değiştirmiş olup bugün 33 ülke ve avrupa birliği eureka üyesidir..

Ve oyun sektörüne de bulaşmıştır;

8bit zamanlarinda bbc, c64, zx spectrum icin cikmiş ve ilk cozene 1 milyon sterlin odul verilen text adventure.. oyun tutulmadi ve firma batti..

edit: 1984’te cikan bu oyunun odulu 25000 sterlinmiş ve piyasaya cikaran firma domark’miş.

duke nukem gizli bir kapı ya da bölüm felan bulunca sööler.ingilizce söyler..hoş bişii diil tabi.

 

dx-ball şifresidir, bilmeyen yoktur sanırsam.

Sanal ortam gruplarına da isim vermiş;

1080p bluray ripleri mükemmel olan takip edilmesi gereken rip grubu.

89-91 yılları arasında Nickelodeon’da yayınlanmış çocuk programıdır kendisi, Türkiye’de de 2000 civarında TRT1 de yayınlanmış. Bkz. Eureeka’s Castle

Ve son olarak Edgar Allan Poe’nun bir hikayesini adlandırmış.

Yazımı Arşimet’in bu sözcüğe anlamını yüklemesi olayını anlatan ingilizce bir karikatürle son vermek istiyorum, buraya tıklayarak karikatüre ulaşabilirsiniz.

Film inceleme: Above The Rim (1994)

Bir Tupac Amaru Shakur hayranı olarak filmi herhangi bir tavsiye, makale veya puanlama sonucu izlemedim. Doğrudan oyuncu kadrosuyla ilgisi vardı. Bu yüzden farklı görüşleri size aktaramayacağım ama kendi fikirlerimi paylaşacağım.

Filmde Tupac kötü bir karakter, yani hayranı olarak biraz hüsrana uğradım. Hatta 1:30 saatlik filmin sonuna kadar değişmesini sabırsızlıkla bekledim.

Film; suç, dram ve spor temalı. Film müzikleri 2pac, Snoop Dogg gibi gangsta rap sanatçıları tarafından yapılmış. Yönetmeni aynı zamanda yazarı olduğu için senaryo akılda canlandırıldığı gibi çekilmiştir diye düşünüyorum.

Film, diğer spor filmlerindeki gibi ‘yıldız oyuncunun koçundan giderek nefret etmesi ve diğer takımın kötü niyetli koçu tarafından çalınması’ senaryosu ile ilerliyor.

Film uzun da olmamasına rağmen sonuna zaman ayırmamışlar. Her şey saniyeler içinde olup bitiyor ve yine benim için bir hüsran oldu. Ama tabiki de sonu yüzünden küfrettiğimiz o filmlerden değil, sadece fazla emek verilmemiş sonu için, yanlış anlaşılmasın.

Film IMDB’den 6,5/10 puan almış. Aynı puandaki filmlere bakacak olursak klasikler bile var. Yani dünya izlemenizi tavsiye ediyor.

Ben ise; basketbol veya Tupac hayranı değilseniz izlenecekler listesinde ortalara eklemenizi tavsiye ederim.

Bitirmeden önce şu muhteşem cover quote ile kapatmak istiyorum:

Some games you play, some games play you.

Application Programming Interface

Takip edenleriniz varsa AMD tarafından yeni bir API olan Mantle yakında hayatımıza girecek. Yine de özetlemek gerekirse bu Mantle, AMD tarafından geliştirilen, Direct3D ve OpenGL’e rakip yeni bir API’dir.

Peki API nedir?

Vikipedia’ya sorduğumuzda karşımıza tek satırlık göstermelik bir açıklama çıkıyor:

Uygulama programlama arayüzü (UPA; İngilizce Application Programming Interface, kısaca API), bir yazılımın başka bir yazılımda tanımlanmış fonksiyonlarını kullanabilmesi için oluşturulmuş bir tanım bütünüdür.

-Vikipedia

Bu yüzden başka alıntılar ile anlatımıma devam ediyorum:

diğer yazılım bileşenleri ve uygulamaları yaratmak için kullanılabilinen yazılım bileşenlerinin derlemeleri toplamalarıdır.
(bkz: java api)

Bu daha net oldu sanki, neyse devam ediyorum:

Api nedir?
Api, Application Programming Interface kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır
Uygulama Programlama Arayüzü anlamına gelen API, herhangi bir uygulamanın belli işlevlerini diğer uygulamalarında kullanabilmesi için oluşturulmuş bir modüldür.

-nedir.com

Amacım kısaca bilgi vermek olduğu için ayrıntı noktaları kesiyorum.

Web API nedir peki? İşte çok güzel bir anlatım:

Herhangi bir programlama dili ile istediğiniz aygıtlar(ya da bir veritabanı) arasında bağlantı kurabilmek için yapılmış yazılım araçlarıdır. Program yaparken kolaylık sağlar.

Örnek:

Veritabanı ile etkileşime girmek için SQL api kullanabilirsiniz.

Ekranda şekiller çizebilmek için Direct3D ya da OpenGL apilerini kullanabilirsiniz.

CPU/GPU ile hesap yaptırmak için OpenCL api kullanabilirsiniz.

Ses/müzik ile ilgili işler için OpenAL api kullanabilirsiniz.

Her programlama dili için bu isimler biraz değişebilir, örneğin OpenGL’yi Java’da kullanmayı sağlayan LWJGL ve JOGL gibi apiler var.

Harddiskler için ASPI var.

Özetlemem gerekirse API;
Bir yazılımın fonksiyonlarının diğer bir yazılımda kullanılmasını sağlamakla beraber bir veritabanına veya bir bilgisayar donanımına erişmeyi de sağlıyor.
Özellikle hdd(sabit disk sürücüleri) veya ekran kartlarına erişmekte kullanılıyor. API, GUI(grafiksel kullanıcı arayüzü)ndeki işi kolaylaştırıyor, CPU–GPU–uygulama arasındaki haberci olup uygulamanın çalışmasında rol oynuyor.
Örnek olarak; yeni bir Low-Level API olan Mantle, donanım–işletim sistemi–CPU–GPU arasında bir sürü katmandan oluşmayan bir yapı ile yapılacak işlemler için donanımla hızlıca iletişim kurabiliyor. GPU’ya iletişim hızlanınca CPU daha az yoruluyor ve GPU’yu daha çok besleyebiliyor. Böylelikle de yapılacak işlemler daha az yük gereken yollar ile yapılabiliyor.

Grafiksel Kullanıcı Arayüzü (ing. Graphical User Interface; GUI), bilgisayarlarda işletilen komutlar ve bunların çıktıları yerine simgeler, pencereler, düğmeler ve panellerin tümünü ifade etmek için kullanılan genel addır.

-Vikipedia